Pedofoli Hakkında!,Müge Anlı | Günlük

19

03 Kasım 2016


Her şey dersimin iptal olması ve evde olduğum diğer günler de yaptığım gibi Müge Anlı'yı açmamla başladı!
Uzun süreli ayrılık kavuşmalarına aşık olmam, psikolojik travmalara tanıklık etme isteğim, psikiyatr Avni Bey'den bir şeyler kapma imkanım ve en çok melankolik ruhumu trajik hikayelerle doyurmak için Müge Anlı izlemeye bayılıyorum.Ablam bununla ne kadar dalga geçerse geçsin toplumda yaşanan bu olayların mesleğimde de bir göz aşinalığı kazandıracağına inanıyorum.

Bugün kardeşim,ablam,babanem ve benden oluşan kahvaltı soframıza Müge Anlı'da dahil olmuştu anlayacağınız. Programa çok vahşi bir haber gelmesiyle önce çok üzüldük sonra çok güldük, durun taşlamayın ilerde anlatınca sizde güleceksiniz bence :D

 Önce hala çok üzüldüğüm 3,5 yaşındaki bir bebeğin komşusu tarafından uğradığı istismar olayından biraz bahsetmek istiyorum. Biz:
- ''Kadın cinayetleri, koca şiddetleri, güçsüz gördüğünüz kadınlardan egonuzu tatmin ediyorsunuz, hırsınızı çıkarıyorsunuz aşağılıklar'' tarzı yakınmalarda bulunurken, intikam alma, tatmin alma duyularınız nasıl 3,5 yaşında ki bebeğe kadar ulaştı anlamıyor ve açıklayamıyorum!
Zavallı ruhlarınızı çocukların bedeninden tatmin etmenizi aklım almıyor. Çok değil bundan bir iki hafta önce yaşanan ve bence pedofilinin ülkemizde var olduğunun daha net görülmesini sağlayan, ama bizim gözlerimizin açılması için harcanan küçücük bir beden olan Irmak bebek, hala ismini andığımda tüylerim diken diken oluyor.

O adinin sözleri tekrar tekrar beynim de yankılanıyor ve beynim bu vahşeti gerçekten kaldırmıyor, zalimler için yaşasın cehennem ama bu dünyada da onların cezalarını çekmeleri lazım! Umarım hakkettiği cezayı bulur...

Bugün ise 2,5 yaşındaki bir bebeğin ablasının oturduğu apartmanda kesin olmasa da büyük ihtimalle kasten üzerine yakıcı madde dökülerek ailesine duyulan düşmanlıkları yüzünden suçsuz yere yakıldığı haberini izledik.

Kardeşimiz yanımızdaydı ve artık büyük insanların sorunları küçüklerle çözmeye çalıştığı bir zamanda olduğumuz içimizi yaktı ve ona bununla ilgili nasihatler,çözümler vermeye çalıştık.
''Kimseden şeker,çikolata alma ihtiyacın yok biz sana alırız.''''Tenha yerler de çok dolanma kalabalığın arasına karış.'' ''Birisi bir şey dediğinde kaç kaçamıyorsan çığlık at.'' gibi...
Bunların üzerinden kendi hikayelerimizi anlatmaya başladık.
Ben birisinden şüphelendiğimde telefonu alıp 'Babacım ben geldim sen ne zaman burada olursun' diye yalandan babam ile konuştuğumu anlattım.
İşin komiği babanemde gençliğinde ormanda odun toplarken birisini gördüğünde sanki önlerinde köyden birisi varmış gibi 'Sen o odunları nereden yaptın eci(abla) beni de götürüver' diye bağırırmış.:D Yani biz kadınlar bundan 600 yıl öncede 40 yıl öncede kendimizi korumak için aynı yollara başvurmuşuz. Ulen tespit gibi tespit yaptım :D Eğer tez konum sosyolojik olursa bunu da kullanırım ben ;) Oradan da ver elini Oxford  efenime söyleyim Hardward ne bileyim Galler de olur. E dur bunu bir düşüneyim :)

Neyse biz kendi korkularımıza , belkide  travmalarımıza gülüp eğlenmeyi bildik ama aramızda atlatamayacağı şeyler yaşayanlar muhakkak vardır. Çocuklarınız, yeğenleriniz böyle kalıcı acılar yaşamasın diye bir araştırma yaptım ve bana göre yapılması gereken maddeleri paylaşmak istedim.. Uzun bir yazı olduğunu biliyorum ama bir kişinin okuması ve o kişiye  farkındalık  kazandırması bile bize yeterli....
  • Çocuğunuza benim bedenime kimse dokunamaz olgusunu öğretin! ; Eğer o anda beni öpmeni istemiyorum diyorsa ebeveyni olarak siz bile öpmeyin. Bedenine ondan başka kimsenin dokunamayacağını aşılayın.
  • Kimsenin dokunmasına izin vermeyin! ; Türk insanı çok cana yakın, çok sevecendir. Kimse kırılmasın ister evet ama kimsenin kalbi 'sizin çocuğunuz' dan önemli değil! 
  • Çocuğunuza inanın! ; Çocuklar çıkar, yalan nedir ? bilmezler - eğer siz ona öğretmediyseniz- bana dokundu cümlesinin sonuçlarını hiçbir çocuk bilmez ki size bunun hakkında yalan söylesin.
Asla böyle insanları savunmuyorum fakat bunun bir hastalık olduğunun farkına varın! Bunları çocuğunuza  öğretirseniz elbette çocuğunuzu korumuş olacaksınız ama en etkin çözüm bu insanları topluma kazandırmak, terapi görmelerini sağlamak. Çünkü bir yetişkin kafasına koyduysa minik yavrularımız buna karşı çıkamaz o illa ki istediğini elde eder. Bu hastalığın tam bir tedavisi yok  aslında çünkü bu cinsel bir yönelim ve daha anne o çocuğa hamileyken beyin böyle gelişiyor fakat doktor himayesinde, kontrol altında olabilirler.  Aslında çok fazla araştırma yaptım ve bir çok yazmak istediğim ayrıntı da var ama bu seferlik bu kadar yeteceğini düşünüyorum, sorularınızı yorum olarak bırakırsanız ya da mail atarsanız severek cevaplarım. Kendinize iyi davranın, ama en çok çocuklara!